CÖCÜ KÖYÜ - Arıt - Bartın     Köyden ve Bölgenizden Haberiniz Olsun

Arıt Tarihi (1)

Beldemiz ile ilgili yazılı bir kaynak bulunamaması ve tarihi kalıntılarında ağır tahribata uğraması sonucu açıklayıcı bir bilgi yoktur. Bu sebeple Bartın, Amasra ve Ulus üçgeninde bulunan Beldemizin de bu yörelerle aynı tarihe sahip olduğunu söylemek sanırız doğru olacaktır. Arıt isminin nereden geldiği tam olarak bilinmemektedir. Antik çağlarda kurulan bir yerleşim yeri isminin sonradan türkçe ye uyarlaması ile mi yoksa Türkler tarafından mı konduğu bilinmemektedir. Günümüzde halk tarafından bilinen rivayete göre; 13.yy da Bizanslılar tarafından terk edilen Beldemize Anadolu’nun iç kesimlerinde yaşayan ve Beyliklerin kendi aralarında yaptıkları savaşlardan bunalan halkın bu yöreye yerleştiği, burasının savaşlardan uzak huzurlu bir yerleşim yeri olması nedeniyle Arıtılmış yer anlamında ARIT ismi ile kalmış olabileceğidir. II. olasılık ise bu olasılık daha güçlü ve gerçekçidir. Erythinoi yani kızıl anlamındadır. Bartın yöresinde kırmızı toprağa sahip yalnız Arıt ve Çakraz vardır.Erythinoi, Helen dilinin çoğul üretme kurallarına göre, Erythinos sözcüğünün çoğul biçimidir; Erythinos’lar ya da Erythinos’lular anlamına gelmektedir.Ancak kök sözcük görünümündeki Erythinos’un eski Helen dilinde anlamı yoktur.Kentin bir Anadolu dilinden gelme asıl adı, Helenlerce erytros kızıl sözcüğüyle ilgili bir ada benzeyecek biçimde bozularak Erythinoi ye çevrilmiş olmalıdır.Gerçekten bu adı İlliada’nın anlattığı çağda İ.Ö.1200 dolayları, hatta İlliada’nın derlendiği çağda İ.Ö.9.yy Paphlagonia’daki bir yerli kentinin Helen dilinden gelme ad taşıması olanaksızdı.Üstelik, İlliada’da o adla bir kentin anılmak istendiği de kesin değildir.Strabon 12 III 10 Erythinoi için “bunlar iki yüksek kayalardır diyor, bir kent yada köyden hiç söz etmiyor (Bilge Umar’ın Paphlagonia adlı eserinden alınmıştır).Ayrıca Arrianos’da bu yörede Çakraz ve civarı Eritalı namıyla bir grek halkının varlığını zikreder.Yukarıdaki tarihi bilgiler ışığında değerlendirmek gerekirse Arıt isminin çoğul anlamda Eryt-hinos yani Erit-liler sözcüğünden geldiğini, Erythinoi sözcüğünün tekil kelime anlamı ise kızıl, çoğul anlamda ise kızıl tepeler olarak Türkçe’ye uyarlamak mümkündür.Anadolu’da da bir çok kentin eski gerçekten yada diğer dillerden Türkçe’ye uyarlandığını biliyoruz

Ayrıca strabon’un da bahsettiği buralar iki yüksek kayalardır. Sözün Arıt’ın coğrafi yapısına bakarak Güneyde Şahin Köyünden başlayarak Esbey Köyüne kadar, Kuzeyde ise Darıören Köyünden Ören Köyüne kadar uzanan, rakımın yer yer 1320 mt. Ulaştığı yüksek kayalar sözü edilen yerlerin Arıt olduğu rahatlıkla anlaşılmaktadır. Bahsetmiş olduğumuz üzere buranın tarihini bu üçgen içerisinde değerlendirmek gerekir. Çeşitli kaynaklarda Antik çağda Bartın ve çevresinin ilk sahiplerinin, Gasgalar olduğu yazılmaktadır. Bu kavimi Hititler, Firigler, Kringenler, Kokonlar, Enetler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler ve Makedonyalılar izler. Daha sonra Bartın'ın tarihsel seyri Roma, Bizans ve 11-13.yy da Selçuklular ve Candaroğulları dönemleri ile 1392'de Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı topraklarına katılması şeklinde devam eder. M.Ö. Ulus ve çevresinde kurulmuş olan Paflagonya Devletinin başkenti Ulus olarak gösterilmektedir. Arıt ta mevcut tarihi kalıntılara baktığımızda ağırlıklı olarak Roma ve Bizans dönemlerine ait oldukları görülmektedir. Bugüne kadar Beldemiz ve çevresinde hiçbir resmi kazı yapılmadığından başka uygarlıkların yaşayıp yaşamadıkları bilinmemektedir. Toprağın yaklaşık 3-4 metre derinliklerinde hala yaşam izlerine rastlanılmakta olup bunların Roma ve Bizans dönemlerinden eski olabileceği kanaatindeyiz. Arıt ile Ulus arasında kalan Uzun Çarşı adıyla anılan bölge de yoğun olarak Roma ve Bizans kalıntılarına rastlanmaktadır. Tarihte burasının Amasra ile Safranbolu arasında çok önemli bir ticari geçiş noktası olduğu, İstanbul da bulunan kapalı çarşının bir benzerinin de burada bulunduğu bilinmektedir. Ancak bu yerleşim yerinin adını belirtir bir yazıt halen mevcut değildir. Bazı kendini bilmez kişilerin acımasız kazıları sonucunda güzelim tarih yok olmaya yüz tutmaktadır. İlimiz coğrafyasını anlatan tek detaylı eser Uluslu İbrahim Hamdi Efendiye ait 1747 yılında yazdığı ve Atlas ismini verdiği kitaptır. Hamdi Efendi bu eserinde beldemizden Arıt olarak bahsetmektedirBu da bizlere Arıt isminin daha eski olduğu bilgisini vermektedir. İbrahim Hamdi Efendi yazmış olduğu kitabında Arıt la ilgili detaylı bilgiler vermiş, ancak bu eser elimizde olmadığından biz sadece İlimiz ile ilgili yayınlanan bazı tarih ve coğrafya kitaplarından bulabildiğimiz kadarını anlatmaya çalışacağız. Buradan Sınur, yahut Sınık adlı köye bir kurşun menzili yerde büyük ağaçların ve asarı atikatının yanlarında büyük mezarlar, yolun iki tarafında buza kubbeler, mermer sütunlar göze çarpar. Her bir mezar iki, üç insan boyu uzunluğundadır. Etraflarında taşlar dizilidir. Yolun kenarındaki bir mezarın başı ucunda olan taşı üstünde onbeş yirmi kadar çakıl taşı vardır. Birisinin güç bir işi, bir müşkili olduğu zaman buraya varupüç ihlas okur,bunu kabir sahibinin ruhuna ithaf eder. Sonra taşların tek veya çift olması üzerinde bir niyet tutar ve bir avuç taş alur, sayar. Tuttuğu niyete isabet vaki olursa arzusu husul bulur ve bununla amel eder. Burudan dere değirmeni yanından Ören Adıyla anılan düzlük, çemenlik ve etrafı meyva ağaçlarıyla kaplı bir pınara varılır. Buraya oluk konulmuştur. Kol kadar su akar ve senede bir iki defa bu su ile darı ve buğday çıkar, üç beş kile kadar yığılır. Bunlar hayvanlara ve kuşlara bir hayli gıda olur. Bu hınta yerin altından nereden gelir, malüm değildir. Pınarın başında yer altında kafirler tarafından yapılmış mahzenler ve çok uzun mermer sütunlar ile yapılmış evler mevcuttur. Üzerlerinde büyük yığıntılar hasıl olmuştur.Bu kaza ile, yakınlarında olan ahalinin çok ocakları buraların tuğlaları ile yapılmıştır. Kim arzu ederse etrafa haberler salar, imece yaparlar, bir yeri kazarlar. Önlerine mutlaka bir kilisa veya mahzen çıkar  Bir zira uzunluğunda ve yarım zira arzında tuğlaları sökerler ve bargirlere yükleterek evlerine götürürler. Gariptir ki, bu kadar musanna ve büyük mermer sütunlar nereden gelmiştir, bir vechile akla muvafık olmaz. Meğerki eski zamanlarda ol mahalle derya muttasıl ola ve sefinelerle getürüle. Buralar halen Bahrisiyah Karadenize sahiline dokuz saat kadar uzak olduğundan başka, gidipgelme zorluğu hasabiyle bu yollarda araba işleyemez[Devamı Sonraki Sayfada 1/3]


Copyright © 2011 - 2018 Tüm Hakları Saklıdır.



powered by klack.org, dem gratis Homepage Provider

Verantwortlich fr den Inhalt dieser Seite ist ausschlielich
der Autor dieser Homepage. Mail an den Autor